MUHTARLAR ‘GİZLİ TANIK’ OLMALIDIR!..
Haber
17 Mayıs 2022 - Salı 17:28 Bu haber 1139 kez okundu
 
MUHTARLAR ‘GİZLİ TANIK’ OLMALIDIR!..
- Haberi
MUHTARLAR ‘GİZLİ TANIK’ OLMALIDIR!..

MUHTARLAR ‘GİZLİ TANIK’ OLMALIDIR!..

‘Günün mana ve ehemmiyeti’ üzerine nutuklar atılır. Daha ziyade seçilmiş ve atanmış, bardağın dolu tarafından bakarlar olaylara. Yani, koltuğun deruhtesi için, reklamlarını yapıp, akıllarda pozitif kalmayı denerler.

Gelişen olumsuzluklar karşısında sağıra yatma özellik ve güzelliklerini kullanıp, sorunun unutturulması için gayret sarf ederler.

Olayın muhatapları yada sorunu yaşayanlar yada mutsuz çoğunluk, ‘çözüm umudu’ çerçevesinde, ‘kafaları bir dünya’ dinlerler… Aslında, sorunlar yumağı/harmanında ‘dinliyormuş’ gibi yaparlar.

Siz, Hemşireler Haftasında (12-18 Mayıs)hiç merkezi idarenin temsilcilerinin sorunları açıp/saçtığını, çözüm için uğraştıklarını ‘nutuk’ attıklarını duydunuz mu?

Hemşireler Haftası dolayısıyla Türk Sağlık Sen Zonguldak Şube Başkanı Sayın Arzu Kara ‘hemşireler önündeki engelleri’ sıraladı. Muhatap var mı, yok?

Sosyal Güvenlik Haftasında(16-22 Mayıs) sıkıntıların medyada yüz bulmuş halini gördünüz mü?

Hafta ile ilgili ‘Anlaşmalı boşanmalar’ konusunda, muhtarların sözlü ve şiddete yönelik saldırılara uğradıklarını belirtmiştim. Vatandaş, eşiyle anlaşmalı boşanıyor, kadın babasının maaşını alıyor, kocasıyla beraberliklerini sürdürüyor’

Bu ‘hileli boşanma’ için, SGK araştırma yaparken daha ziyade muhtarları dinliyor. Ancak, muhtarların belirleyip ifşa ettiği ‘şikeli boşananlar’ muhtarları tespit edip saldırıyorlar.

Dolayısıyla, muhtarlar, ‘devleti zarar uğratanlar aleyhinde bilgi/ilgi/şahitlik yapmak istemiyorlar.

Muhtarların, gizli tanık yapılması gerektiği  üzerinde durup, tartışmaya açmıştım. Bekledim ki, etkinlik ve ziyaretler esnasında başta Sayın Vali Mustafa Tutulmaz olmak üzere, SGK il Müdürü Sayın Erkin Avcı, konunun ehemmiyeti ve hassasiyeti üzerinde dursun.

Heyhat…

Basın’a yansıdığına göre; yine muhtarlardan beklentiler üzerine bina yapılmış konuşmalar.

Sayın Vali, muhtarlara yine veryansın yapmış. “Bazı şeyleri görmezden gelirseniz ve müdahale etmezseniz, büyük sıkıntı yaşarsınız. Azınlık ve bireye yönelik işler yapmayın. Kanunsuzluğa müsaade etmeyin’ demiş.

‘Yetkisiz yöneticiler’ olan muhtarlar, gerçekten de aldıkları ‘ödenek’ ötesinde çalışma yapıyorlar. Şahsen, Valiliklerde ‘açık kapı’ belediyelerde ‘beyaz masa’ icraatlarının başladığı bir dönem de, ‘muhtarlık kurumunun’ devamından yana değilim.

Ancak, ‘siyasi yelpazenin’ bir tarafı olarak kullanılmak istense de; muhtarlık biriminin ‘rahat/huzurlu/güvenli’ çalışması için, ‘manevi’ destek sağlanmalıdır.

Sadece, ‘şikeli boşanmalar’ konusunda değil. Bu gün emniyetçe yapılan operasyonlarda bile ‘muhtar’ işin içine sokuluyor.

Bu gibi hallerde ‘muhtarlar’ yarın başlarına gelebilecek sorunlar için ‘gizli tanık’ rolüne sokulmalıdır.

Zonguldaklı vekiller başta olmak üzere, merkezi idare temsilcileri ve muhtar kuruluşları bu konuda girişimlerini yapmalıdır.

ŞİMDİ İSKORPİT/ÇARPAN MODA

Vücudundaki dikenler yüzünden ‘çarpan’ olarak tanınan Karadeniz’in iskorpiti, avlanma yasağından sonra kıymete bindi.

Balıkçılar, sahillere döktükleri geniş fanyalı ağlarla yakaladıkları iskorpitleri ayıklanmamış vaziyette toptan kilosu 2030 liradan: ayıklanmışlarını kilosu 70-80 liradan satıyorlar.

Deniz sıcaklığının artmasıyla birlikte ortaya çıkan iskorpit,  sevenleri tarafından çorbası, tavası ve buğlaması yapılarak tüketiliyor.

İskorpit/çarpan balığı, turistik bölgelerde kilosu 150 liradan alıcı biliyor.

İskorpit balığı bölgemizde haziran ayına kadar avlanabiliyor. Haziran ayında yumurtasını  döken çarpar ortadan kayboluyor.

Besleyici bir yapası olan iskorpit, daha ziyade çocukların beslenmesi için  satın salınıyor.

ALKOL REKLAMLARI ve BİRA FESTİVALİ

Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ), dünya da alkolün zararları neticesinde ölümlerin devamlı arttığını. her yıl ortalama olarak 3 milyon insanın hayatını kaybettiğini belirtmesine rağmen, çözüme yönelik çalışma gözükmüyor.

Ölen insanların daha ziyade yüzde 13.5’ini gençlerin oluşturduğu bir ortamda, alkol reklam ve satışlarının gençlerin olduğu çevrelerde yapıldığı gözleniyor.

Havaların ısınması ve pandremi sürecinin ortalıktan kaybolmaya başlamasıyla birlikte ‘alkol reklamı ve satışlarına yönelik etkinlikler artıyor.

Üzerinde sürekli durduğumuz konulardan biride üniversite mahallesi İncivez’de alkollü içki satışlarının sürekli artması.

Artmanın nedenlerinin başında, alkollü içki satan yerlerin artması geliyor. Alkollü içki satan yerlerde kullanılan büyük reklam tabelaları yanında; 7/24 satış yapan dükkanlar halkın moralini bozuyor.

Artık, alkollü içki satan yerler mobil dağıtım şebekeleri kurdu. Telefonla müşterilerinin her türlü alkollü içki ve sigara ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

Diğer taraftan, seçilmişlerin gençlerin alkol tüketimini desteklemek manasında ‘Bira ve müzik festivali’ adı altında etkinlik düzenlemeleri de eleştiri konusu oluyor.

Vatandaşlar, ‘geleceğin teminatı olan gençlerimizi alkollü ortamlardan uzaklaştırmak gerekirken, seçilmişlerin gençlerimize alkollü ortamlar yaratması düşündürücüdür. Bir yandan Cumhurbaşkanı vatandaşın cebindeki sigarayı alıp, içmemesini tavsiye ediyor, diğer yandan Cumhurbaşkanı’nın partili belediye başkanı Alkollü festival düzenliyor’ diyerek eleştirilerini yükseltiyorlar.

1 BARDAK ÇAY+1 EKMEK=10 LİRA

2023’e varmadan benzin fiyatı 23 lira oldu. Böylece benzin bir yıl içinde üç kattan fazla artmış oldu.

ÇAYKUR kuru çay fiyatına yüzde 43.7 zam yaptı.

Kur korumalı mevduat sahiplerine ödenen para 16.2 milyar liraya çıktı. İşsizlik sayısı 8 milyona dayandı.

Daha ziyade gençlerin ilgisini çeken alkollü içki satışlarında yükseliş var. Daha ziyade medya/reklamları ile gençler hedef alınıyor.

Pandemi sürecinde görüntüler(vaka ve ölüm sayıları azaldı) iyi olmasına rağmen, artan siyasi gerginlik yanında hayat pahalılığının da yükselmesi moralleri bozuyor.

İlginç bir örnek daha…

Bir vatandaş, 70 kilo madeni parayı değerinden fazla kazanmak için hurdacıya satarken yakalandı.

Yapılan maddi hizmet/ yatırımlara rağmen, öne çıkan haberler; daha ziyade yaşam kalitesini aşağı çeken haberler.

Bir yanda yaklaşan seçimler arifesinde partiler arası ittifak çalışmalarının giderek sertleşmesi, seçmenin kamplara ayrılma çalışmalarının yoğunlaşması.

Diğer tarafta, partiler içinde rakip eksiltme adı altında çalışma düzeninin bozulması.

Vatandaşlar, mevsim normali sıcakların artması, sebze üretiminin çoğalmasına rağmen, ‘ihracat’ edebiyatı çerçevesinde domatesi 25-30 liradan yiyor. Diğer taraftan, un’a gelen seri zamlardan sonra ekmek zammı gündeme yeniden giriyor.

Önemli bir konuda, işçi/memur/emekliler için ‘zam beklentisi’ olan llk altı ay sonu yaklaşıyor.

Ancak, işsiz ve dar gelirli için çalışan ve emekliye yapılacak zam oranı yüksek olsa da çözüm gözükmüyor.

Çay müstahsiline verilen zam, kuru çaya yapılan yüzde 43.76 zam ile iki kat geri alındı bile.

Velhasıl-ı kelam, durum vahim.

Görüntü o ki, bir bardak çay ve tekli ekmek fiyatı on liraya tekamül etmek üzere.

İyi olur inşallah.

MADEN KAZALARI ELBETTE ‘KADER’ DEĞİLDİR

Bu günlerde 2010 yılında Karadon’da meydana gelen ve 30 madencinin şehit olduğu kazanın tartışmaları yapılıyor.

Elbette, maden kazaları kader değildir. Elbette, üretimden çok işçilerin kazalanmasının önlenmesi öne çıkartılmalıdır.

Siyasetin muhalif kanadında olanlar ile sendikal kanatta olanlar; daha ziyade ‘işsiz’ seçmen üzerinde kaşıma yapıp, iktidarı zayıflatmak istiyorlar.

Muhalif siyasetçi, madenlerdeki olumlu gelişmeleri görmezden gelip, üstünkörü eleştiri yapmasının iyi yansımaları olması doğal….

Bana göre, Ekrem İmamoğlu Trabzon-Rize de mitingler yapmasaydı, çay müstahsiline yüksek zam yapılmazdı.

Ancak, Olaya Zonguldak açısından bakılırsa, sendikacıların üretimi ön plana çıkartıp, istihdam üzerinde yoğunlaşmaları yanlış.

Bu gün itibarıyla, madenlerimizde pazu gücüne yönelik üretim değil; mekanik sisteme yönelik üretim söz konusudur. Eski norm kadro üzerinden işsizleri iktidar üzerine kışkırtmak için ‘işçi alınsın’ avazları, ‘sendika/kurum/siyaset’ üçgeninde ‘arızalar’ neden olmaktadır.

Sendikacılar, muhalif siyasetçiler gibi ağızlarına geleni söylememelidir.

Çalıştıkları yerlerin kurumları ile iç içedirler. İşçilerin çalıştıkları kurumları bürokratlar kadar biliyorlar. yapacakları açıklamalar, kurum içindeki birlik ve üretimi bozmaya yönelik olmamalıdır. Açıklamalar, sendikanın kongrelerini hedef almamalıdır.

Kaynak: Editör:
Etiketler: MUHTARLAR, ‘GİZLİ, TANIK’, OLMALIDIR!..,
Yorumlar
Haber Yazılımı