SANTRAL KÜLÜ MÜ, MÜSİLAJ MI?
Haber
07 Haziran 2021 - Pazartesi 16:07 Bu haber 1398 kez okundu
 
SANTRAL KÜLÜ MÜ, MÜSİLAJ MI?
GÜNDEM Haberi
SANTRAL KÜLÜ MÜ, MÜSİLAJ MI?

SANTRAL KÜLÜ MÜ, MÜSİLAJ MI?

 

Geçen hafta ülke gündemini kirlilik konulu haberler işgal etti. Biri deniz kirliliği diğeri hava ve çevre kirliliği...

Bu arada ‘Çevre Haftası’ dolayısıyla etkinlikler devam ediyor. Liman içlerinden tekerlek çıkarma, resim sergileri açma, resimler çektirip, haftayı ‘Adet yerini bulsun’ işleriyle kapatmak…

Aslında, ‘Kirlilik’ başa bela... Görüntü, gürültü, toprak, ışık kirliliği…

‘Yapı Kredi, düşük karbonlu ekonomiye geçiş ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, kömür yakıtlı termik santralleri ve kömür madenciliği yapan projeleri finanse etmeyecek” haberi peşine düşünce takıldım bu ‘Kirlilik’ konulu gelişmelere.

Banka CEO’su ‘Yenilenebilir enerji kaynaklarının büyümesini finanse edeceklerini’ açıkladı.

Ardından, Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Türkiye’deki denizlerde artan deniz salyasının(Müsilaj) başta Marmara Denizi’nde olmak üzere ekolojik bir yıkıma doğru gittiğine dikkat çekti.

Yoğun müsilaj/deniz salyasının; ekonomik (Balıkçılık, turizm ve su boruların tıkanması), ekolojik (Biyoçeşitlilikte kayıplar, toplu deniz canlılarının ölümleri) ve kirlenme (kıyı ve koyların kirlenmesi) gibi kayıplara neden olmaktadır" ifadeleriyle uyarıda bulundu.

Çevre ve şehircilik Bakanı Murat Kurum’da  ‘Deniz kirliliği’ sebeplerini ‘Deniz suyunun sıcaklığının artması, denizlerdeki durağanlık ve denizlerdeki kirlilik’ açıklamasıyla katılıp, 22 acil eylem planı ile öhnlem alınacağını belirtti.

Bu arada kapatıldığı söylenen santrallerin zehir saçarak çalıştığına dair açıklama bomba gibi düştü gündeme.

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Baran Bozoğlu, ‘İnsanlar zehirleniyor. Çevre Bakanlığı felç olmuş, denetim yapamıyor’ dedi.

Ardından, ‘Türkiye de Çevre Kirliliği’ ile ilgili korkunç bir rapor daha yayınlandı.

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (İDPAD) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ‘Veto' kararı gereği “2020 başında kapatılmaları gereken kömür santrallerinin 1.5 yıldır zehir saçarak çalışmaya devam ettiğini” ortaya çıkaran bir rapor…

1 Ocak 2020’de çevre mevzuatına uygun olmadığı için faaliyetleri durdurulan bu santraller arasında “Çelikler Afşin Elbistan A, Çelikler Seyitömer, Çelikler Tunçbilek, Soma, Kangal” ile birlikte ‘Çatalağzı Termik Santrali’de bulunuyor.

Raporlara göre, açıklanan bu tesisler, bu güne kadar çevre mevzuatına uyum sağlamadıkları halde Geçici Faaliyet Belgesi(GFB) ile çalışmalarını sürdürmüş.

Dolayısıyla ‘Tesisler toksik atıklarını, vahşi depolama yöntemi ile devam ettiriyorlar’ diyor rapor sahipleri.

Elbette, raporlar ve gelişmeler sonrası en sağlıklı bilgi, resmi makamların vereceği cevapla ortaya çıkacaktır.

Konu ile ilgili şu ana kadar resmi bir cevap ortaya konmadı.

Bu arada, evimin penceresinden, resimlediğim manzara, durumun vahametini ortaya koyup, şüphelerimi arttırmaya ve tartışmaya açmaya zorladı beni.

Santraller bölgesinden Zonguldak’a doğru deniz üzerinden akan bu köpük, müsilaj/deniz salyası mı, tüketilen kömür sonrası oluşan ve denize salınan santral külü mü?

Pandemi/salgın, işsizlik, hayat pahalılığı, siyasi yozlaşma gibi sorunların yanında bu konu ‘Kaynadı gitti’ gözüküyor.

Ancak, Yerel Yönetimler, Üniversite ve Çevre Şehircilik Bakanlık yetkililerince; hiçte ‘Kulak ardı’ yapılacak, ‘Sağıra yatılacak’ bir konu değil.

Bekleyelim, görelim.

TELEVİZYONCU DERELİ’NİN SAĞLIK DURUMU DÜZELİYOR

 

Yerel Kanal Z televizyonu program yapımcılarından Nalan Dereli, geçtiğimiz hafta evinde beyin kanaması geçirip, hastaneye kaldırılmıştı.

İlk müdahalesi Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’nde(ADH) yapılan Dereli, ambulansla Ankara Dış kapı Hastanesi’ne(ADH) kaldırıldı. Yoğun bakıma alınan Dereli başarılı anjiyo müdahalesi yapıldı.

Yoğun bakımda tedavisi süren Dereli’nin bilincinin açık ve durumunun giderek düzeldiği öğrenildi.

Dereli’ye Allah’tan acil şifalar diliyoruz.

İnşallah kısa sürede sağlığına ve Zonguldak’ta programlarını takip eden izleyici/seyircilerine kavuşur.

 

VİLAYET ÖNÜNDE PROTOKOL SOHBETİ

 

Çevre günü etkinlikleri kapsamında dün Vilayet önünde resim sergisi ve kan bağışı kampanyası düzenlendi.

Vali Mustafa Tutulmaz, Belediye Başkanı Selim Alan, Emniyet Müdürü A. Metin Turanlı olmak üzere protokol zevatı tekmili birden oradaydı.

Elbette bendeniz, gelişmeleri ‘Yakın markaj’ takip ettim.

Konu Çevre’ olunca ve aktüel konu ‘Müsilaj/deniz salyası’ olunca, Sayın Tutulmaz’a ‘Zonguldak’ta var mı?’ diye, ‘Karambol sorusu’ yöneltildi. Sayın Vali’de  ‘Olabilir’ diyerek, diğer resim tablosuna geçti.

Tam o sırada devreye girdim. ‘Namazın kazası olur, kulisin kazası olmaz’ değil mi?

Sayın Valim, yarın ‘Zonguldak’ta musilaj mı santral külü mü? konulu bir iki resim ve yazı yayınlayacağım. İnşallah, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü bu resimleri de sergiler’ dedim.

Sayın Valim, ‘Okuyalım, görelim bakalım’ dedi. Bu sırada Belediye Başkanı Sayın Alan, işi sulandırdı, Cimbom amblemli montuma laf atıp, ‘Şampiyon… Beşiktaş’ edebiyatına başlayınca ‘MHP’li değil ülkücüyüm, AK Partili değil Tayyipçiyim, şikeci değil Cimbomluyum’ dedim.

Sayın Vali devreye girip ‘Başkana destek yok mu’ dedi. Benim yerime cevabı Başkan Alan verdi. ‘Bana oy verdi Valim. Eleştiriye hakkı var’ dedi.

Sohbet biraz sonra birkaç metre ötede yine devam etti.

Bu gün itibarıyla kulis/manşette resimleri paylaştık. Bakalım sergide tablo olabilecekler mi?

Aslında, sergi hikaye. Vilayet, yerel yönetimler veya Şehircilik Müdürlüğü bu deniz üzerindeki ‘Rezalet’in esbap-ı mucibesini açıklasınlar yeter.

 

LAVUAR ALANI ALTINA OTOPARK

 

‘Yetersiz otopark’ cümlesi Zonguldaklıların literatürüne, Kız Meslek Lisesi’nin yıkılması gündeme gelince girdi.

Malumunuz, Yeni Hastane’nin inşaat projesinde ‘Yeterli otopark’ olmadığından, hastane bitimi ile başlayacak ‘Otopark sorunu/rezaleti’ dolayısıyla ‘Kız Meslek Lisesi yıkılacak’ teraneleri başlamıştı.

Aslında bu ‘Otopark rezaleti’ tam tamına bir yerel yönetim zafiyetinden çok yerel yönetim rezaletidir.

Aslında, Zonguldak’taki imara aykırı yapılaşma olgusunun göstergesidir.

yaptırdığın binaya fazladan iki dükkan iki daire katmak için belediyeye otopark parası öde, otopark yapma, rezaletin üstüne tüy dik…

İnsan bina yoğunluğu olan mahallelerde araç yoğunluğu görüntü kirliliğinin nedeni bu.

TUİK her zaman yörelerdeki araç sayılarını açıklıyor. Bu ülkeyi yöneten siyasi iktidarların şehirlerdeki uzantılarına/seçilmiş ve atanmışlarına bir bilgi/ikazdır.

“Araçların boyu/kilosu belli… Eyy yöneticiler topladığınız ‘Otopark paralarıyla’ yerleşim alanlarına, binalara otopark yapın. Mahalle ve şehir içi caddeleri araç işgali ettirmeyin” diyor TÜİK.

Şehirdeki yöneticiler/yetkililer, Sayın Cumhurbaşkanı ile iki defa fotoğrafta çıktı mı, ne TÜİK dinliyorlar nede milyarlık yatırımların eksiklerini görüyorlar!..

Şimdi… Hastanenin ‘Yetersiz otopark’ projesini çizenlere hesap soruldu mu?

Gelelim diğerlerine… Sahil düzenlemesi için proje uygulamada. Peki, liman içinde aracıyla gidecek insanlar araçlarını nereye çekecekler.

Liman içine sıkıştırılmış iki tane adliye binası zaten mendireğe geçiş yolunu tıkamış. Adliye ye gelecek araçlar yollara sığmıyor.

Karakum’da yapılan Uzunmehmet Camii’nin otoparkı yeterli midir?

Bırakın onu bunu… Lavuar Alanı Projesi başlamak üzere. Lavuar Alanı içinde otopark yeri yeterli midir?

Efendim, Lavuar alanı projesi tamamlandı’ demenin manası yoktur. Çizildiyse, ‘Proje tadilatı’ yapar çıkarsın.

Şehir içinde birkaç yere otopark yapacak paran olmadığına göre…

Bu konuya devam edeceğiz.

 

GÜNDEMİN DEĞİŞMEYEN MADDESİ: GEÇİM SIKINTISI

 

Ülke gündemindeki konuları takip gerçekten zor.

Her saat gündem değişiyor. Ancak, gündemin değişmeyen iki maddesi var. Pandemi ve hayat pahalılığı yani geçim sıkıntısı.

Dün Sivil Toplum Kuruluşları(STK) açlık sınırı ile ilgili araştırmalarını yayınladılar. Açlık sınırı, dört kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için bir ayda harcanması gereken para.

Ülkede belirlenmiş asgari ücret ise 2021 yılı brüt 3.577,50 TL net 2.825,90 TL olarak açıklandı.

Açlık sınırı ise STK’lar tarafından 3 bin 414 lira olarak açıklandı. Bu asgari ücretin 588 lira daha üzerinde bir rakam.

Diğer taraftan yoksulluk sınırı ise 11 bin 680 liraya kadar yükseldi.

Buna göre; üretimin temel girdisi akaryakıta yapılan zamdan sonra, temel ihtiyaç maddelerine büyük oranda etki edip, çalışanlar ve emeklilerin satın alma gücünü zora sokacak.

Dolayısıyla şimdiden çalışanlar ve emeklinin gözü, Haziran ayı sonunda yapılması beklenen zamlara döndü.

Kaynak: Editör:
Etiketler: SANTRAL, KÜLÜ, MÜ,, MÜSİLAJ, MI?,
Yorumlar
Haber Yazılımı