Naif KARABATAK Kim neyi duymak isterse…
Yazı Detayı
13 Mart 2019 - Çarşamba 17:16 Bu yazı 2197 kez okundu
 
Kim neyi duymak isterse…
Naif KARABATAK
naifkarabatak@gmail.com
 
 

Ağanın kapısının önündeki kalabalık gittikçe artıyordu. Fısıldayanlar, yüksek sesle konuşanlar, bir birine bakıp sorgu sual edenler ve yeni gelenlere yapılan izahatlar uzun bir süre aldı. Çaycı Rüstem Efendi, köy imamı ve öğretmenine seslenerek, “kapıyı çalan, hatır soran siz olun” dedi. Öğretmenle imam göz göze geldi. Öğretmen imama, imam öğretmene görevi tevdi etmek istiyordu ama kaçınılmaz son imamın oldu.

İmam efendi kalabalığa yönelerek el işaretiyle biraz daha sessiz ve sakin olmalarını istedi. Ağanın evinin önü miting alanı gibi olmuştu. İmam efendi sonunda kapıyı tıklattı, ses gelmeyince bir daha, sonra bir daha. Biraz sonra ağanın hanımı kapıyı açtı, aralıktan önce imama, sonra da imamın arkasında duran köy ahalisine baktı. Ağanın hanımı imam efendi için kapıyı araladı, hemen ardından da kapattı.

İmam efendi sessizce ağanın durumunu sordu. Değişen bir şey yoktu. Üç gündür odadan çıkmamış, ne bir ses ne bir haber vermişti. Kapının önüne koyduğu yemeği bir ara alıyor, sonra da el sürülmemiş şekilde yine kapının önüne koyuyordu. Ağanın durumu durum değildi. Herkes gibi ağanın hanımı da, çocukları da çok tedirgindi, ağa adına da, kendi adlarına da, köy adına da derin bir endişe içindeydiler.

İmam efendi ağanın bu durumunun ne zaman başladığını sordu. Hanımı sessizce anlattı. Şehre gidip geldikten sonra tek kelime etmeden odasına kapanmıştı. Beşinci sınıfa giden kızından bir kalem, bir de kâğıt istediğini de eklemeyi unutmadı ağa hanımı. Bu durum biraz garipti. Ağanın kâğıtla kalemle ne işi olurdu. Doğru dürüst okuma yazması bile yoktu. Hani köyün muhtarıydı ama o gücü elinde bulundurmasından kaynaklıydı, yaptığı hizmetlerden değil. İmam da biliyordu ki, köyde egemen güç kimse ağa da oydu, paşa da oydu, muhtar zaten oydu.

Köyün ağası olan Hasan efendinin babası da ağaydı, dedesi de, onun dedesi de. Padişahlık gibi babadan oğula geçen bir şeydi bu ağalık denen şey. Hani köyün tamamına yakını o ailenin olunca ağalık da kaçınılmaz, paşalık da kaçınılmaz, muhtarlık zaten kaçınılmaz.

Köyde iki sınıf insan vardı; ağa ve diğerleri…

Sadece “ağa” kısmına aile efradı da girerdi. Hısım akraba girmezdi, çünkü zaten köyün hepsi bir birine uzak-yakın akrabaydı.

Ağa aynı zamanda muhtar olunca zaman zaman şehre giderdi. Kaymakamlıkta, bazen valilikte, bazen belediyede, bazen jandarmada toplantı olurdu. Ağa da köyü temsilen orada bulunur, her bir şeye kendisi karar verirdi. Zaten kendisi demek, köy demekti, köyde yaşayanlar demekti, iti demekti, koyunu demekti, ineği demekti, bağları demekti, bahçeleri demekti. Yani ağa demek, köyün altı demekti, üstü demekti, her bir şeyi demekti.

Ama ağaya bir haller oldu. Üç gündür odasından çıkmadı. Çıktığı bir tuvalet, bir de kapının önüne konan yemeği almak için kolunu uzatmasıydı. Hepsi buydu ve tek kelime ettiği yoktu. Sadece odaya girerken kâhyasına çeşitli talimatlar vermiş, o da hemen bu emri uygulamaya koyulmuştu. Cuma günü namazdan sonra şehirden önemli misafirler gelecek, kazanlar kaynayacak, yemekler yapılacaktı. Bunu dediğinde günlerden pazartesiydi. Şehirden yeni dönmüş, akşamın karanlığı köyün yabanına düşmüştü. Salı, Çarşamba, Perşembe derken Cuma günü geldi çattı. Kâhyanın hazırlıkları tamamdı ama ortada muhtar yoktu, yani ağa yoktu, yani paşa yoktu, yani gücü elinde bulunduran adam yoktu.

Evdeki endişeli bekleyiş Cuma namazına kadar sürdü. Nihayet namazdan hemen önce ağa kapıda göründü ama tek kelime etmedi. Abdestini alıp, camiye yöneldi. Köy ahalisi camide ağayı kanlı canlı görünce derin bir nefes aldılar; güç yerindeydi ve gücü elinde bulunduran hem canlıydı hem de kanlı, üstelik aklı da yerindeydi ki, camiye kadar gelebilmişti.

Kâhya ağanın emrini imam efendiye de ulaştırmış, imam hutbeden hemen sonra köy ahalisine duyuru yapmıştı. Namazdan sonra şehirden önemli misafirler gelecek, köyün çeşmesini hizmete açacaklardı. Bu nedenle köylü orada olmalıydı, yemekler de orada yenilecekti. Ama önce misafirler yiyecekti, bu çok önemliydi. Önemli misafirlerin içinde vali beyin olma ihtimali de kuvvetle muhtemeldi ki, ona göre kendilerine çeki düzen verilsin.

Köye hayat veren Taşkesen’in çeşmesi bugün açılacaktı, köye, köylüye, köyün hayvanlarına, itine, koyununa, kuzusuna, ineğine hizmet verecekti. Gerçi çeşme uzun zamandır köylüye zaten hizmet veriyordu ama şehirde itibarı azalan Cemil vekilin yeni hizmete açılacak bir şey bulması gerekiyordu ki, vali bey imdadına yetişti. Taşkesen köyünün çeşmesi üç yıl önce yapılmıştı ama halen “resmi açılış” yapılmamıştı. Hayatında uğramadığı, oy dahi istemediği Taşkesen köyünün siyasi itibarını iade edeceğini rüyasında bile görmesi mümkün olmayan Cemil vekil, kaderin garip cilvesine sadece gülümsedi. Böylece Taşkesenliler de ilk kez Cemil vekili göreceklerdi. Nam-ı dillere destandı ama kendisini gören bir Taşkesenli olmamıştı.

Namazdan sonra köylü, köyün hemen girişinde beklemeye başladı. Birazdan misafirler gelirdi. Beklediler, beklediler, beklediler ama ne gelen vardı ne de giden. Taşkesenlilerde sabırdan çok ne vardı. Köyde zaman boldu, sabır da zamanla bir arada koşup duruyordu. Köyün delisinin sesi duyuldu, “Şehirde Cuma namazı geç kılınır”, köylü bu söze güldü tabi, niye Taşkesen ülkenin bir ucunda, şehir dediğin de diğer ucunda mıydı?

Evet dedi deli, Köyle şehir arasındaki kilometre mesafesine bakarsanız yanılırsınız. Köyümüz şehre yakın ama gönüllere çok uzak. İsterseniz bunu gelen heyetin yüreğine sorun.

Deliden aklı başında bir laf çıkmıştı ama Taşkesenliler bunun üzerine kafa yoracak durumda değildi ki, ufukta toz bulutu gözüktü. Henüz Cemil vekil köyü görmediğinden, köyün yolunu asfalt yapmak da kimsenin aklına gelmemiş, tozu dumana katan konvoy köye girmişti. Pata küte diye bütün araçların kapısı açıldı, selam duranlar, yol açanlar, yol verenler, köylüyü itenler, Cemil vekil ve vali beyi sağ salim tören alanına kavuşturdu. Gerçi bu arada birkaç köylü ezilme tehlikesi geçirdi ama bunun lafı dahi edilmezdi.

Konvoyda vali, Cemil vekil ve bürokratların dışında iki de gazeteci vardı. Gerçi hiçbir gazetede imzaları çıkmazdı, ama bütün gazetelerde haberleri manşetten verilirdi. Bunlar valinin ve Cemil vekilin basınıydı. Bunların görevi, onlara olan sevgi selini resimlemek ve bunu gazetelere servis etmekti. Bunun için canlarını hiçe sayıyor, alttan çekiyor, üstten çekiyor, yandan çekiyorlardı. Çekilir gibi değilse de çekiyorlardı. Bazen de kurguyla güzel kareler yakalıyorlardı. Valinin ve Cemil vekilin basını, bu gece servis edecekleri metnin yarın gazetelerde manşetten veriliş şeklini bile biliyorlardı; Vali ve Cemil vekile Taşkesen’den sevgi seli.

Sonra bu manşetler makasla bir güzel kesilecek, dosyalanacak ve başkentte yeni koltukların döşenmesine katkı sağlayacaktı. Çünkü bu sel, aynı zamanda Cemil vekilin itibarı, valinin de koltuğunun sağlama alınmasıydı. Cemil vekille birlikte Taşkesen’e gelen bütün bürokratların da koltuğunun yere sağlam vidayla vidalanmasıydı. Bu tablo ve bu tablonun gazetelere yansıması, kimleri kurtarıyordu, kimleri. Bunu bir tek Taşkesenliler bilmiyordu…

Onlar bilmese de, çeşmenin başında kurulan sofraya yemekler dizilmiş, platform haline getirilen yerde ise ses düzeni alınmıştı. Ses düzenini imam efendi camiden getirmiş, platformu da tezeklerle oluşturan kadınlar, üstüne kilimler sererek tezekleri kamufle etmişti.

Köyün ve köylünün her bir şeyi olan muhtar mikrofonun başına geçti. Cebinden bir kâğıt çıkararak dikkatli bir şekilde açtı. Bu kâğıt, odasına kapanmadan önce beşinci sınıfa giden kızından aldığı kâğıttı. Demek ki üç gündür inzivaya çekilmesinin sebebi bu konuşmayı hazırlamak içindi. Hanımı rahatladı, derin bir nefes aldı. Ağasının aklı yerindeydi, ona bir haller olmamış, önemli konuklara, önemli bir konuşma hazırlamak için uğraşıp durmuştu. İşini iyi yapardı ağa, sahip olduğu topraklardan da belliydi bu. Babasından aldığı topraklara yenisini eklemiş, Cemil vekili memnun ettiği takdirde daha yenilerini ekleme şansını elde edecekti.

 Önce imam efendi cihazı kontrol etti, bir.. iki.. üç.. ses… ses… ssss…sss… deneme… deneme ve sonunda cihazı sağlam olarak sesin sahibine, gücün sahibine, köyün sahibine, ağaya, muhtara ve Taşkesen’in medar-ı iftiharına teslim etti. Mikrofonu alan ağa, önce konukları gözüyle yokladı, sonra köylüye dönüyordu ki vazgeçti…

Cebinden çıkardığı konuşma metnini okumaya başlamadan önce boğazını temizledi, sonra da sırayla bütün konuklara hitap etti;

Sayın valim, sayın Cemil vekilim, sayın kaymakamım, sayın il belediye başkanım, sayın ilçe belediye başkanım, sayın jandarma komutanım, sayın genel sekreterim, sayın tarım müdürüm, sayın orman müdürüm, sayın nehir müdürüm, sayın çay müdürüm, sayın su müdürüm, sayın tapu müdürüm, sayın gençlik müdürüm, sayın spor müdürüm, sayın mal müdürüm (ağa mal müdürünü hiç sevmezdi, o nedenle mal kısmının üstüne iyice bastırdı, zaten kalemle yazarken de bastırmıştı, oh ne iyi etmişti), sayın ziraat odası başkanım…

Bu sayın ve bu sayım tam 15 dakika sürdü ve ardından da son cümlesi geldi; hepiniz Taşkesen köyümüze hoş geldiniz.

Büyük bir alkış koptu, hem de kızılca kıyamet bir alkış. Islık çalanlar, nara atanlar, bravo diyenler…

Koltukları sağlamlaşan sayın vali ve sayın Cemil vekil de çılgınca alkışlıyor, onları gören diğer konuklar da alkış yarışına katılıyordu. Cemil vekilin görmesini isteyenler de daha çok alkışla onun siyasi itibarının iadesine destek veriyordu.

Köyün öğretmeni “yav muhtar üç gün boyunca odaya kapanıp bu konuşmayı mı hazırladın, bana deseydin 5 dakikada güzel bir konuşma hazırlardım” demeye hazırlanıyordu ki kızılca kıyamet alkış tufanını görünce vazgeçti.

Çünkü ağa, konukların nabzını öğretmenden daha iyi bilecek düzeydeydi. Öğretmen daha bu yıl köye gelmişti, ağanın bütün nesli, kanı, canı bu köy ve bu şehre aitti. O kimin neyi duymak istediğini çok iyi bilirdi hem de çok iyi…

 

 
Etiketler: Kim, neyi, duymak, isterse…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
29 Temmuz 2021
FAKİRLERİ EN İYİ BEN ANLARIM
174 Okunma.
15 Temmuz 2021
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A
701 Okunma.
14 Temmuz 2021
NEYSE Kİ DÜŞÜNMEK BELEŞ!
165 Okunma.
06 Temmuz 2021
NORMAL İNSAN OLMA YOLLARI
286 Okunma.
22 Haziran 2021
BÜYÜK GAZETELERİN KÜÇÜK YAZARLARI
442 Okunma.
11 Haziran 2021
BU KADAR ÇÖPÜN ARASINDA…
431 Okunma.
08 Haziran 2021
BİR ‘AK PARTİ’YE ÜYE OLAMAMA’ HİKÂYESİ
496 Okunma.
02 Haziran 2021
GÖKTEN DÜŞEN ÜÇ ELMA YOK ARTIK
275 Okunma.
01 Haziran 2021
YENİ ŞEYLER NE ZAMAN SÖYLENMELİ?
294 Okunma.
28 Mayıs 2021
MÜCAVİR SİYASETÇİLER-2
333 Okunma.
27 Mayıs 2021
MÜCAVİR SİYASETÇİLER-1
328 Okunma.
11 Mayıs 2021
HEP BİR ŞEYLER EKSİKTİ
501 Okunma.
30 Mart 2021
PANDEMİ YÖNETİCİLERİ
1543 Okunma.
26 Mart 2021
BİR ‘AKŞAMA NE LAZIM’ HİKÂYESİ
623 Okunma.
24 Mart 2021
BU YALAN, BU DA GERÇEK!
782 Okunma.
23 Mart 2021
İSTANBUL SÖZLEŞ(ME)MESİ
779 Okunma.
12 Mart 2021
UMUDUMUZ KARAOĞLAN
791 Okunma.
19 Şubat 2021
HAYAT OKULU BURSU
1025 Okunma.
04 Şubat 2021
BİZE BÖYLE BİR BELEDİYE BAŞKANI LAZIM!
1093 Okunma.
28 Ocak 2021
KAPKARA VE TOZPEMBE ARASINDA BİR YERDE
543 Okunma.
26 Ocak 2021
SUSKUNLUĞUNUZ ASALETİNİZDEN DEĞİL!
632 Okunma.
21 Ocak 2021
MUHALEFET ALTERNATİF OLMALI MI?
1042 Okunma.
20 Ocak 2021
RIZKIMI VERSENE BE ADAM!
706 Okunma.
16 Aralık 2020
ŞİMDİ GÜZELLİK ZAMANI
1321 Okunma.
24 Kasım 2020
AK PARTİ’DE YER BULAMAYANLAR PARTİSİ
686 Okunma.
18 Kasım 2020
YALANIN RENKLERİ
1485 Okunma.
10 Kasım 2020
BİR MODA MEVSİMİDİR İNSANLIĞIMIZ
791 Okunma.
23 Ekim 2020
HIRSIZ BİZİMSE SAVUNALIM!
1555 Okunma.
21 Ekim 2020
KÜRKÜM BENDE, YİYEYİM BARİ!
1571 Okunma.
14 Ekim 2020
PEHLİVAN DESİNLER…
1322 Okunma.
30 Eylül 2020
HADDİNİ BİLMEK
1461 Okunma.
24 Eylül 2020
BOŞBAKAN
1493 Okunma.
18 Eylül 2020
DEĞİŞEN DEĞERLERİMİZ Mİ?
4950 Okunma.
10 Eylül 2020
EN İYİ PATLICAN MUSAKKA
1635 Okunma.
26 Ağustos 2020
YAPARSA YAPAR, YAPAY ZEKÂ!
1609 Okunma.
06 Ağustos 2020
ŞİVENİZİ SEVSİNLER
1720 Okunma.
08 Temmuz 2020
DOĞRU SÖYLEYENİ KOVAN KÖY
2006 Okunma.
01 Temmuz 2020
İYİ BİR YAZI NASIL YAZILMAZ!
1743 Okunma.
27 Haziran 2020
KABAK TADI
2133 Okunma.
18 Haziran 2020
ÇEYREK EKMEK
2578 Okunma.
05 Haziran 2020
KIRILMA NOKTASI
1964 Okunma.
02 Haziran 2020
ÇOK NORMAL BİR YAZI
1804 Okunma.
22 Nisan 2020
ÖLÜRSEK DE ÖZGÜR ÖLELİM!
2402 Okunma.
17 Mart 2020
ALLAH’IN RAHMETİNDEN KAÇANLARA BAK!
1799 Okunma.
28 Şubat 2020
AĞAM BENCE BU VİRÜS KONTROLLÜ
1906 Okunma.
14 Şubat 2020
KAHVERENGİ AYAKKABI
1922 Okunma.
26 Ocak 2020
YAŞAYAN ÖLÜLER VE YAŞAYANLAR
1868 Okunma.
21 Ocak 2020
BAŞKAN KOLTUĞU
2743 Okunma.
14 Ocak 2020
YAĞCILIK ÖYLE YAPILMAZ, BÖYLE YAPILIR!
2374 Okunma.
07 Ocak 2020
EN İYİ ÖRNEK, EN KÖTÜSÜDÜR!
2318 Okunma.
01 Ocak 2020
NEREYE AİTSİNİZ, NEREYE AİT OLMALISINIZ?
2951 Okunma.
31 Aralık 2019
Tik Tak.. Tik Tak..
2868 Okunma.
24 Aralık 2019
Resmi görüş mü, şahsi görüş mü?
3319 Okunma.
16 Aralık 2019
‘Şahsiyet’e dair birkaç kelam
3855 Okunma.
05 Aralık 2019
MÜMTAZ BEYLE MECBURİ YOLCULUK-4
3052 Okunma.
04 Aralık 2019
MÜMTAZ BEYLE MECBURİ YOLCULUK-3
3060 Okunma.
03 Aralık 2019
MÜMTAZ BEYLE MECBURİ YOLCULUK-2
2935 Okunma.
02 Aralık 2019
MÜMTAZ BEYLE MECBURİ YOLCULUK-1
2640 Okunma.
01 Aralık 2019
HANGİ KUTUPTA YAŞIYORSUNUZ?
2959 Okunma.
25 Kasım 2019
BÖYLE BİR YALAN AZ BULUNUR
4127 Okunma.
21 Kasım 2019
ANADOLU'NUN BAĞRINDAN KOPUP GELEN...
3001 Okunma.
14 Kasım 2019
Tecrübe Konuşuyor!
2693 Okunma.
07 Kasım 2019
Bir çöp konteynerinden yayılan sevgi
2540 Okunma.
05 Kasım 2019
Gelelim ıspanağın faydalarına
3001 Okunma.
24 Ekim 2019
Robinson Crusoe olamamak
2790 Okunma.
03 Ekim 2019
Onlar hep yanlış yapar, biz doğru
3305 Okunma.
30 Eylül 2019
Dişimdeki sancı, düşümdeki yabancı
3117 Okunma.
23 Eylül 2019
Bir tıklanma uğruna ya Rab…
3366 Okunma.
20 Eylül 2019
Sizin yapmadığınızı onlar yapıyor, kızmayın!
3399 Okunma.
19 Eylül 2019
Bütün Üzüntüm Brad Pitt İçin
3024 Okunma.
17 Eylül 2019
İki kızgın ihtiyar
3728 Okunma.
28 Ağustos 2019
Ahmet Beyin Şaşkın Bakkalı
3801 Okunma.
26 Ağustos 2019
Şiddetli bir toplum
2982 Okunma.
19 Ağustos 2019
Biz kurum olarak kuş pohunu çok önemsiyoruz!
3661 Okunma.
05 Ağustos 2019
Bir gösteriş olarak kurban
2979 Okunma.
31 Temmuz 2019
En iyi sığınmacı, ölü sığınmacıdır!
3459 Okunma.
29 Temmuz 2019
Küllerinden doğan şehir; Gölcük
3976 Okunma.
23 Temmuz 2019
KENDİ ELİMİZLE YEŞERTTİĞİMİZ DİKENLER
3480 Okunma.
18 Temmuz 2019
Bir faceApp olduk
4448 Okunma.
16 Temmuz 2019
Bir hafta sonu kaçamağı; Esenköy
3361 Okunma.
15 Temmuz 2019
Ya olsaydı?
3249 Okunma.
10 Temmuz 2019
Bugün ne giyinsem?
2659 Okunma.
05 Temmuz 2019
Yazmak bir hastalık mı?
3269 Okunma.
03 Temmuz 2019
Gözün aydın abi!
3414 Okunma.
02 Temmuz 2019
Siyasetten çiçek böceğe
3136 Okunma.
01 Temmuz 2019
Kimine at, kimine meydan…
3284 Okunma.
28 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-3 ve son
2727 Okunma.
26 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-2
3114 Okunma.
25 Haziran 2019
Yenilgideki erdemler-1
3118 Okunma.
21 Haziran 2019
Siyaset yapmak, siyaset yaptırmak
2878 Okunma.
19 Haziran 2019
Müşterisine itibar kazandıran mekânlar
2777 Okunma.
18 Haziran 2019
Tartış(ama)ma kültürü
2495 Okunma.
17 Haziran 2019
Dikkat, takip ediliyoruz
2728 Okunma.
14 Haziran 2019
Aradığımız gerçekten de tarafsızlık mı?
1661 Okunma.
12 Haziran 2019
Seç(eme)me ve Seçil(eme)me Hakkı
1779 Okunma.
11 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -2
2277 Okunma.
10 Haziran 2019
Siz önce tuvaleti beleş edin! -1
4080 Okunma.
25 Nisan 2019
Bizimkisi şiddetsiz geçimsizlik
2099 Okunma.
02 Nisan 2019
Bana bir şaka yap, ciddi olsun!
2426 Okunma.
15 Şubat 2019
Sevgiliye hediye almanın ince taktiği
2574 Okunma.
29 Ocak 2019
Haydi çocuklar Sokağa!
2933 Okunma.
16 Ocak 2019
Bozacı ve nohutçu
2443 Okunma.
08 Ocak 2019
Trene binmek, vapurdan inmek!
2787 Okunma.
02 Ocak 2019
Yanımdan geçip giden kimdi?
2130 Okunma.
25 Aralık 2018
İstanbul’un camileri ve vaazları
2002 Okunma.
04 Aralık 2018
Mutfakta garip şeyler oluyor
2490 Okunma.
20 Kasım 2018
Tehlikeli adam
3018 Okunma.
09 Kasım 2018
Bir zıpzıp; Necdet Kökeş
2711 Okunma.
30 Ekim 2018
Bir deliyle söyleşi
2732 Okunma.
26 Ekim 2018
Bir 12 Eylül Kazası
2084 Okunma.
24 Temmuz 2018
Sana patronun kim olduğunu göstereceğim!
4878 Okunma.
11 Temmuz 2018
Yeni Kabine ve Hulusi Akar
2587 Okunma.
04 Temmuz 2018
İdam isteyenlere üç güzel film
2966 Okunma.
03 Temmuz 2018
Poşetleyin bu muzır dünyayı
2412 Okunma.
28 Haziran 2018
Saza gelmeyin, gaza gelin!
2673 Okunma.
25 Haziran 2018
Seçim sonucunu takip ederken…
2650 Okunma.
22 Haziran 2018
Seçime bir kala...
2728 Okunma.
19 Haziran 2018
Cumhurbaşkanı adayları…
2281 Okunma.
18 Haziran 2018
Hangi insan?
2676 Okunma.
29 Mayıs 2018
Gizemli kız ağlıyordu!
2728 Okunma.
02 Mayıs 2018
Osman amcanın eşeği ve ilham!
3617 Okunma.
24 Nisan 2018
Bir Güneş Motel Olayı Öykünmesi
2911 Okunma.
04 Nisan 2018
Hayata ‘bu pencereden’ bakın
7214 Okunma.
16 Mart 2018
Çiftliğinde boğ beni!
4230 Okunma.
07 Mart 2018
İK açısından kadın ayrımcılığı
2829 Okunma.
06 Mart 2018
Sonunda korku kanseri oldum!
2886 Okunma.
23 Şubat 2018
Bir şehri niye severiz?
3731 Okunma.
20 Şubat 2018
Bir zamanlar utanıyorduk…
2787 Okunma.
14 Şubat 2018
Donacak halim kalmadı
4228 Okunma.
30 Ocak 2018
Gittikçe babama benziyorum
3758 Okunma.
16 Ocak 2018
Herkes doktor olursa…
3983 Okunma.
10 Ocak 2018
Yani delirmiş diyorsun!
2735 Okunma.
25 Aralık 2017
Vapura binip deniz görmemek
2921 Okunma.
23 Ağustos 2017
Amatör ruh ve profesyonellik
5368 Okunma.
15 Ağustos 2017
Ne kadar vatandaşsın, parasız kalınca anlarsın
3407 Okunma.
07 Ağustos 2017
Hayatımı geri istiyorum
3494 Okunma.
11 Temmuz 2017
Kurtuluşa eren cemaatler
3801 Okunma.
09 Temmuz 2017
Sakarya’da iki aşağılık mahlûk
3086 Okunma.
03 Temmuz 2017
Kavramlar sakız olup çiğnenirken…
3335 Okunma.
02 Temmuz 2017
Sanki biz çok adalet istiyoruz!
2620 Okunma.
23 Haziran 2017
O partinin adalet anlayışı
3278 Okunma.
21 Haziran 2017
Öğretmenlere fiyat biçme dönemi bitti mi?
3246 Okunma.
19 Haziran 2017
Hamza’nın kıskandıran dokunulmazlığı
3081 Okunma.
18 Haziran 2017
Bilinçaltında siyaset aramak
2678 Okunma.
14 Haziran 2017
Orucu emreden ben değilim!
3179 Okunma.
13 Haziran 2017
Medyanın olaya bakış şekli
2954 Okunma.
08 Haziran 2017
Tren ne zaman kalkıyor?
3128 Okunma.
06 Haziran 2017
Biz orucu iyi tutuyoruz…
2935 Okunma.
06 Haziran 2017
Elimde büyümüştü kerata!
2845 Okunma.
31 Mayıs 2017
Bir diktatörü tanıma dersleri
3307 Okunma.
25 Mayıs 2017
Bir kabine girdim ki…
3069 Okunma.
23 Mayıs 2017
Vazgeçemediklerimizin kölesiyiz
2668 Okunma.
21 Mayıs 2017
Aynı dili konuşmak, konuşmak değil
2911 Okunma.
18 Mayıs 2017
Ezikliğe gönüllü olmak
3203 Okunma.
10 Ağustos 2016
Bir cemaat nasıl olmalı?
6532 Okunma.
09 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (2)
3718 Okunma.
08 Ağustos 2016
Özür seanslarına buyurun… (1)
3204 Okunma.
05 Ağustos 2016
Hak yiyenler ve göz yumanlar…
4206 Okunma.
04 Ağustos 2016
Biz bu oyunları yiyecek miyiz?
3439 Okunma.
02 Ağustos 2016
Darbenin itirafı
3643 Okunma.
01 Ağustos 2016
OHALde, bu halde, her halde
3425 Okunma.
28 Temmuz 2016
Darbeyi rüyamda gördüm
4573 Okunma.
27 Temmuz 2016
İnkâr edecekseniz neden yaptınız?
3222 Okunma.
27 Temmuz 2016
Her şeyi paralele bağlamak…
3180 Okunma.
26 Temmuz 2016
Neden Darbe Yaparlar?
4187 Okunma.
25 Temmuz 2016
Darbecilere idam gelmeli mi?
3355 Okunma.
22 Temmuz 2016
Ha OHAL’de ha bu halde ama özgürce
3320 Okunma.
21 Temmuz 2016
Her şey o büyük gün için
3635 Okunma.
20 Temmuz 2016
Köydeki bütün itler öldürülecek
3943 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe neden başarısız oldu?
5864 Okunma.
18 Temmuz 2016
Darbe öyle değil, böyle vurulur
3445 Okunma.
15 Temmuz 2016
Yanlış taşa basmak yasak!
5406 Okunma.
14 Temmuz 2016
Ülkeler ve sınırlar
4159 Okunma.
13 Temmuz 2016
Ben gazeteci değilim...
3421 Okunma.
12 Temmuz 2016
Herkes uyurken uyanmalı!
3316 Okunma.
11 Temmuz 2016
Ülkemizde kaç fikir var?
3505 Okunma.
30 Haziran 2016
Devenin zoruna giden konu!
6402 Okunma.
30 Haziran 2016
Terör ve yüzsüzler…
3434 Okunma.
29 Haziran 2016
Cam içinde kandil ve onun yakıcı ustası…
3512 Okunma.
27 Haziran 2016
İsrail’le normalleş(eme)me
3135 Okunma.
27 Haziran 2016
Herkesin her şeyi bildiği bir zamanda…
3606 Okunma.
24 Haziran 2016
Hayata ‘O’nun gözüyle bakmak
3573 Okunma.
23 Haziran 2016
Bu biz olamayız
3506 Okunma.
22 Haziran 2016
İnadına yatırıma yeni adres
3441 Okunma.
20 Haziran 2016
Ahlaka ahlaki bakış
3642 Okunma.
19 Haziran 2016
Bizi boşayın hâkim bey
3571 Okunma.
18 Haziran 2016
Ama o fakir
2963 Okunma.
17 Haziran 2016
Yan çiziyoruz, biz bunu hep yapıyoruz
3446 Okunma.
16 Haziran 2016
Yalan söylemek orucu bozar mı?
4017 Okunma.
15 Haziran 2016
O geliyor o!
3032 Okunma.
13 Haziran 2016
Siz iyisi mi hıyar ekin!
3677 Okunma.
10 Haziran 2016
Yeter, yoksulların halini anladık!
3614 Okunma.
09 Haziran 2016
Oruç tutmak yasaklanmalı mı?
3108 Okunma.
08 Haziran 2016
Aslında ben iyi adamım
3618 Okunma.
07 Haziran 2016
Çocuk ve ramazan...
3368 Okunma.
06 Haziran 2016
Soykırımda kelimelerin dili
3348 Okunma.
02 Haziran 2016
Yazı yazmanın mevsimi
3867 Okunma.
02 Haziran 2016
Fikrinden emin olmayan yazarlar
2559 Okunma.
01 Haziran 2016
Siz susun be azizim, susun!
3768 Okunma.
31 Mayıs 2016
Biz yiyici grubundanız!
3531 Okunma.
26 Mayıs 2016
Bu yazı olmamış!
3612 Okunma.
25 Mayıs 2016
Gündemin nerede, canın orada
3435 Okunma.
24 Mayıs 2016
Bir sevdadır bakanlık
3696 Okunma.
22 Mayıs 2016
İnsanlara dokunmadan dokunun
4364 Okunma.
19 Mayıs 2016
Yıldırımların Bin Ali’si
3644 Okunma.
19 Mayıs 2016
Bakılacak falın mı var?
3541 Okunma.
18 Mayıs 2016
AK Partinin Adayını Açıklıyorum
3595 Okunma.
17 Mayıs 2016
Dedikodu Üzerine Çeşitlemeler
3826 Okunma.
16 Mayıs 2016
Yargı neden hep tartışılır?
3713 Okunma.
11 Mayıs 2016
Başkanlık bizi parça pincik eder!
3640 Okunma.
11 Mayıs 2016
Seni belgeyle döverim!
3706 Okunma.
09 Mayıs 2016
Fikrini yalanla savunmak…
3291 Okunma.
05 Mayıs 2016
Köşe yazarlığı ve pratisyen hekimlik
3665 Okunma.
28 Nisan 2016
Laiklik adam olmaksa ben adam değilim!
4036 Okunma.
27 Nisan 2016
Laikliği bilmiyorsanız savunmayın
3121 Okunma.
26 Nisan 2016
İnandığınızı söyleyin, anlatayım...
3375 Okunma.
25 Nisan 2016
İtinayla ezber bozulur
3772 Okunma.
23 Nisan 2016
Bir sahil kasabası hayali
3535 Okunma.
20 Nisan 2016
Erdoğan hastalığına tutulanlar
3628 Okunma.
19 Nisan 2016
Savunduğunuz fikri öğrenin!
3479 Okunma.
18 Nisan 2016
Dokunulmazlık ve erkeksen çık dışarı
3319 Okunma.
15 Nisan 2016
Dürüstlüğü kaybediyoruz…
3632 Okunma.
14 Nisan 2016
Hikâyeyi okuyan yok,özetini çıkaran çok!
3546 Okunma.
13 Nisan 2016
Alışkanlıklardan kurtulmak
3702 Okunma.
12 Nisan 2016
Hangi ülkenin askeri daha güçlü?
3079 Okunma.
11 Nisan 2016
Yasalar ve dönemler
3356 Okunma.
09 Nisan 2016
Vatandaşlıktan çıkar(ama)ma
3515 Okunma.
07 Nisan 2016
Kılıçdaroğlu’na siyaset dersi
3561 Okunma.
06 Nisan 2016
Sarhoş masasına konu olan siyasetçiler
3607 Okunma.
05 Nisan 2016
Geçmişe bir baharlık bakış
3655 Okunma.
04 Nisan 2016
Gazeteci ne zaman ağlar?
3746 Okunma.
01 Nisan 2016
Meydan boş, darbe yapalım
3936 Okunma.
30 Mart 2016
Toplum baskı altında!
3720 Okunma.
29 Mart 2016
Bu ağza, bu sevgi çok fazla
3582 Okunma.
28 Mart 2016
Irkçılığın iki esas nedeni
4071 Okunma.
25 Mart 2016
Fitne ne zaman anlaşılır?
3742 Okunma.
24 Mart 2016
Aranan kan bulunamadı
4476 Okunma.
23 Mart 2016
Bir nasihat edelim, musibet tazeyken
3488 Okunma.
22 Mart 2016
Bomba mı önemli, bombacı mı?
3346 Okunma.
21 Mart 2016
Patlamadan hemen öncesi
3452 Okunma.
18 Mart 2016
Kendinizi tanımak ister misiniz?
3445 Okunma.
17 Mart 2016
Terörün esas amacını unutmamak
3221 Okunma.
16 Mart 2016
Bulursanız vicdanınızı, elinizi koyun!
3045 Okunma.
15 Mart 2016
İçimizdeki beyinsizler
3821 Okunma.
13 Mart 2016
Yatak odası dinlemek…
3663 Okunma.
11 Mart 2016
Darbelerde gazeteci rolü
3609 Okunma.
10 Mart 2016
Dikkat Resmileşti!
3848 Okunma.
09 Mart 2016
Operasyon tamam, izahı eksik
3610 Okunma.
08 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
3593 Okunma.
07 Mart 2016
Neyi savunduğunu bilmemek
3477 Okunma.
05 Mart 2016
Onlarda hain varsa bizde de var!
3427 Okunma.
01 Mart 2016
AYM kararlarından fal tuttum!
3581 Okunma.
29 Şubat 2016
Korku, saplantı olursa…
3375 Okunma.
26 Şubat 2016
Yazarların durduğu yer
2479 Okunma.
25 Şubat 2016
Siyaset, uşaklık için yapılmaz
3851 Okunma.
24 Şubat 2016
Yandaşlığın sınırını zorlayanlar
3775 Okunma.
23 Şubat 2016
Gerçek gündem ve sanalı
3468 Okunma.
22 Şubat 2016
Mutluluğunuz ırkınız olmasın
4145 Okunma.
19 Şubat 2016
Bozuk olan bomba mı, süt mü?
3054 Okunma.
18 Şubat 2016
Mevzubahis olan, teferruat mı oldu?
3645 Okunma.
17 Şubat 2016
Siyasetin ahlakı, Baykal’ın duruşu
3811 Okunma.
16 Şubat 2016
Savaş ve boşanma
3747 Okunma.
15 Şubat 2016
Kaçınılmaz olan savaş mı?
3759 Okunma.
12 Şubat 2016
İçinizdeki İrlandalılar ve Çorumlular…
3147 Okunma.
10 Şubat 2016
Mutluluk Bakanlığı
3690 Okunma.
09 Şubat 2016
Hadi gelin depresyona girelim
3684 Okunma.
08 Şubat 2016
Güzel yarınlara giden yol
3395 Okunma.
05 Şubat 2016
CHP’nin Kutsal Değeri ve Çivisi
3407 Okunma.
04 Şubat 2016
Dizilerde insanlık dersi
3521 Okunma.
03 Şubat 2016
Vefasızlık ve nankörlük
4523 Okunma.
02 Şubat 2016
Türkiye ve iç savaş
3684 Okunma.
01 Şubat 2016
Duruş yoksa eğiliş vardır!
3503 Okunma.
29 Ocak 2016
Yalanlar ve gerçekler…
3910 Okunma.
27 Ocak 2016
Muhalif, ufuk açınca anlamlıdır
3621 Okunma.
26 Ocak 2016
Başkanlık sistemi ve kuru inat
3780 Okunma.
25 Ocak 2016
Aşağılanmaktan zevk almak…
3812 Okunma.
22 Ocak 2016
Başkası olmak, başkalaştırır
3857 Okunma.
21 Ocak 2016
Kötüler, her zaman bir birini kollar
3960 Okunma.
20 Ocak 2016
Alışkanlıklar yaşam tarzı olmamalı
3711 Okunma.
19 Ocak 2016
Sorgulamıyorsanız, suçlusunuz
3606 Okunma.
18 Ocak 2016
CHP’de ne değişti?
3273 Okunma.
14 Ocak 2016
Kaybedilen merhamet bulunur mu?
3531 Okunma.
13 Ocak 2016
Biz bu imzaları tanıyoruz
3630 Okunma.
12 Ocak 2016
Suriyeli olmak ister misiniz?
3371 Okunma.
11 Ocak 2016
Beyazı lekelemenin ne anlamı var?
3681 Okunma.
09 Ocak 2016
Bazı liderler, komedi filminde güzel
3729 Okunma.
08 Ocak 2016
Ceplerime doldurduğum adresler
3143 Okunma.
07 Ocak 2016
Laiklik, Müslümanlara mı layık!
3818 Okunma.
06 Ocak 2016
Din sizin mi, Allah’ın mı?
3650 Okunma.
30 Kasım -0001
RÜZGÂR MÜDÜRÜ
2096 Okunma.
Haber Yazılımı