Ayberk AYGÜN SORUNLARI ÇÖZMEYE HAZIR MISINIZ ?
Yazı Detayı
14 Ekim 2021 - Perşembe 00:01 Bu yazı 943 kez okundu
 
SORUNLARI ÇÖZMEYE HAZIR MISINIZ ?
Ayberk AYGÜN
inanisgazetesi@gmail.com
 
 
Merhaba sevgili dostlar; ite kaka giden ruh sağlığımızın bizi çözümlerden uzaklaştırdığı günlerde, sorunlarımızı ve ele alış biçimlerimizi ele almak istiyorum.
Sorunlar büyüklü küçüklü hayatımızın hemen her anında varlar. Kimisiyle yaşamaya alışıyoruz ki bu uyum yeteneğimizin bir mucizesidir, kimisi de adeta paçamıza yapışmış bizi aşağıya çekmeye çalışıyor, kimisi uykularımızı kaçırıyor, kimisi iştahımızı kesiyor. Her ne olursa olsun öncelikle sorun sorundur. Ve sorun kelime anlamı olarak çözüm ya da uyum gerektirir. Çözüm ve uyum sağlıklı iki uçtur aslında. “Halının altına süpürmek” dediğimiz yok saymak, inkâr etmek ise bir kaçış. Kaçma ya da yok sayma tercihi uzun vadede daha büyük sorunlarla yüzleşmemize sebep oluyor genelde. En sağlıksızı ise farkında dahi olamamak. Odağımızı kaybettiğimiz, kendimizi yeterince tanımadığımız, geleceği öngöremeyip günlük yaşadığımız durumlarda sorunun farkına varmamız çok kolay değil. 
Genel anlamda sorunun kendisinin bizim için bir zorlayıcılığı varken buna ilaveten birikmiş sorunlar ve kriz yönetimindeki eksikliklerimiz sorunun doğal olarak olduğundan çok daha büyük bir hale dönüşmesine olanak sağlıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de çözülemeyen sorunlar üzerine başka sorunların eklenmeye devam etmesi sırtımızdaki yükü arttırmaya devam ediyor.
Bu durumun bu şekilde oluşu en basitinden bizlerin potansiyelimize ulaşmamıza dolaylı olarak bir engel oluşturuyor. Yazılarımda sıkça bahsettiğim “Z kuşağı” üzerinden somut bir örnekle anlatmak gerekirse; çocuklarımızın pek çoğu potansiyellerine ulaşmak için öncelikle hayaller kuruyorlar: “rahat, yüksek standartlara sahip bir hayat”. Buna ulaşmak için yapmaları gereken şey: “iyi bir üniversite okumak”. İyi bir üniversite için yapılması gereken şey: “verimli bir şekilde ders çalışıp sınava hazırlanmak”. Hiçbir ilave sorunun olmadığı bir yaşamda dahi bu en az 1 yıl sürecek olan süreç, kriz yönetiminin iyi yapılması gereken bir süreç. Çünkü çocuklarımız tam da o dönemde kendilerini tanımaya devam ediyorlar, yaşam tecrübeleri yeterli değil, sorun çözme kabiliyetleri gelişmek zorunda kalıyor ve pek çok sosyal faktör de işin içine dahil edildiğinde onların zaten halletmeleri gereken pek çok şey oluyor. Buraya kadar sorunlar olması gerektiği gibi. Kabul edilebilir ve sürecin doğal akışından kaynaklı şeyler. Bir de bunlara gelecek kaygısı, pandemi, sosyal ve ekonomik yetersizlikler, özellikle aileleriyle olan iletişim problemleri gibi dolaylı veya doğrudan etkileyen şeyler de eklendiğinde; çocuklarımızın potansiyellerine ulaşması çok daha zor hale geliyor. Bu durum evini geçindirmek için çırpınan ebeveyn içinde böyle, yıllardır sevdiği kızla evlenmek isteyen delikanlı için de. Yani olaya bu açıdan baktığımızda sevgili dostlar toplumun hemen tamamının geçtiği süreçler olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. 
“Bizi öldürmeyen şey güçlendirir.” Aslında güçlendirme potansiyeli vardır. Tabi ki süreci doğru yönetebildiğimizde. Sorunların çözümünü dolaylı olarak etkileyen sorunlarının en az olduğu kişiler kişisel farkındalığı yüksek olan kişilerdir. Yani kendini iyi tanıyanlardır. Bunun için artık günümüzde saçımıza aklar düşecek kadar yaşamamıza; çözümleri tesadüfi bir şekilde keşfederken tesadüfi bir şekilde güçlenmemize gerek yok. 
Tıp alanından tutun da eğitim sektörüne, üretimden tutun da hizmet sektörüne kadar pek çok alanda artık her şey yazıya dökülüyor, araştırılıyor; sorunların çözümünden ziyade önleyicilik üzerine çalışılıyor. “bir sorun çıktığında nasıl çözülebilir” doğru soru değil artık günümüzde. “Neyi nasıl yaparsak işler olması gerektiği gibi ilerler.” 
Bu noktada bizlere düşen ise araştırmak, araştırırken kendimizi keşfetmek, kendimizi keşfederken güçlenmek. 
Kıssadan hisse sevgili dostlar; evet sorunlar her zaman karşımıza çıkabiliyor hatta pek çoğunu öngörmek de mümkün değil. Bununla birlikte sorunların birikmesi bizleri zayıflatmaya ve oluşan yeni sorunların daha da büyümesine yol açıyor. 200 basamaklı bir merdiveni 15 dakikada herkes çıkabilir ama sırtında 100 kilo yükle çıkabilmek çok mümkün değil. Yüklerden kurtulmayı bilmeliyiz.
 
Etiketler: SORUNLARI, ÇÖZMEYE, HAZIR, MISINIZ, ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı